Text 16 Mar Yavaş yavaş anlamaya başladım…

Yavaş yavaş anlam vermeye ve anlamaya başladım. Sonunda hepsi biraz da olsa anlam kazanmaya başladı.

Bu gariplikler ve saçmalıklar şehrine mahkum edilişimin ve gelişimin 6. ayındayım. Ve her geçen gün, saçmalıklar, sorumsuzluklar, kahkalar, açlıklar, kısacası peşimizi bırakmayan çoğu şeyle başaçıkmak zorunda kaldık.

Ve şu anda elimde bir fırsat olmasına rağmen Istanbul’a gelip gelmemekle ilgili büyük çelişkilerim var. Bundaki herhalde en büyük sebep, burda yanımda olan ve aşşağıda özellikleri verilecek olan insanlar…

1)Gökhan: Yurdumuzun Teknoloji Guru’su. Bir teknoloji problemi olduğunda hemen koşulucak olan yan kapı komşum ve yurttaki en iyi dostum… Saatlerce MSN’de konuşmalarımız (yan odalarda olmamıza rağmen) ve her gün “Yarın ne yapsak?” gibi geyiklerin aramızda döndüğü şahsiyettir kendisi. Aynı zamanda dünyanın en geyik insanlarından biridir. Yaşar Hoca, Havva Hoca ve İbrahim Abi taklitleri, gecenin 2’sinde, Harbiye Açıkhava’dan bile daha akustikli olan koridorumuzda ikimizi gülme krizine sokar, yarar bitirir, ve insanları uyandırmak suretiyle kısa süreli nefret edilen kişilikler haline getirir bizi. Bunları O’nu övmek falan için yazmıyorum, sadece içimden geliyor… Seviyorum lan seni Ondolya’lı, kardeşimsin…

2)Ali: Adana’lı olan bu şahsiyet, grubumuzun nam-ı değer psikopat insanıdır. Her ne kadar eskiden yaptığı kavgalarla, sinirli kişiliği ile bilinse de, çoğunun bilmediği özellikleri de vardır… Mesela yüreğinin ne kadar iyi olduğu gerçeği gibi… Hakkında aslında çok da yazıcak şey yok, zira “Anlatılmaz yaşanır” bi kişiliktir. Ali’yi tanımak isteyenleri Kayseri’ye bekliyoruz. Seni de seviyorum lan!!

3)Fırat: Ah o inadı olmasa… Neler neler olacak o inadı olmasa… Özellikle de birşeyi bildiğini söyleyipte, O’nu düzeltmene rağmen gösterdiği inadı. İyidir, hoştur Fırat. (Yanlış anlaşılmaya mahal vermeyelim, gayet delikanlı bir insandır!) Arşiv yapıcam diye Gökhan’ın deyişiyle “Televizyonu açşan aramana bile gerek kalmadan bulacağın fiim”leri indirir, yurdun internetini adeta bir sülük gibi emer, bitirir. Ama dediğim gibi, bunların dışında O’da gayet kafa elemandır, sevilir.

4)Puya: Biz bu kişiliğe “İnsansı Hayvan” diyoruz. (Terliksi Hayvan der gibi okunacak…) Koridorda bağırmaları, “Ben manyak mıyım?” diye böğürmeleri, saçma sapan hareketleri ve çıkışları, Counter oynarken kendi takımından bile olsa, hareket eden her objeye ateş etmeleri ile bizi çileden oldukça sık çıkartan bir insandır. Ama bu kemik 5’linin de bir parçasıdır. Atsan atılmaz, satsan satılmaz modundadır. Aynı zamanda yurdun muhtarı gibidir, her şeyden önceden haberi olur hemen bize haber verir, sağolsun…

Şimdi diyorsunuz ki ben bunları neden yazdım, sizde yarım saattir okumaktasınız. Çünkü ben dövüne dövüne geldiğim bu şehirden, bu insanlar yüzünden nasıl ayrılacağımı şimdiden düşünmeye başladım.

Sağolun. Bu yaşanmayacak yerde yaşattığınız, bu saçma sapan yeri daha da “normal” hale getirdiğiniz ve benim saçmalıklarıma katlandığınız için…

Şimdi gel de Istanbul’a git…


Design crafted by Prashanth Kamalakanthan. Powered by Tumblr.